Sendikamızın Başkanlar Kurulu 24-26 Aralık tarihlerinde Ankara/Kızılcahamam’da yoğun gündemle toplandı. Konfederasyonumuz Genel Başkanı Sayın Mahmut ARSLAN, Genel Başkanımız Baki GÜLBABA, Genel Yönetim Kurulumuz, Türkiye’nin dört bir yanından gelen İl Başkanlarımız ve genel merkez çalışanlarımızın da katıldığı başkanlar kurulumuzun gündeminde taşeron işçilerinin kadroya geçirilmesiyle ilgili yayınlanan KHK geniş çaplı olarak ele alındı.

Konfederasyonumuz Genel Başkanı Sayın Mahmut ARSLAN konuşmasında; Öz Büro İş Sendikasının kurulmasından önce sendikalarımızda çalışanlarımız sendikasızdı. HAK-İŞ’te büro iş kolundaki bir sendika eksikti. 2010 yılında Milli Eğitim Bakanlığından yoğun bir şekilde bizden bir sendika kuruluşunu talep etmeleri üzerine bizim bu konudaki eksikliğimizin gündeme gelmesini sağlayarak Öz Büro İş Sendikamızın kuruluşunu hızlandırmış olduk” diye konuştu.

Öz Büro İş Sendikasının kuruluşunu hayırla gerçekleştirdiklerini vurgulayan Arslan, “Sendikalarımızda çalışanların sendikalı olmalarını istedik. Onların da yasal gerekli haklarını almalarını istedik” dedi.

Taşeron konusuna değinen Arslan, “Taşeron konusundaki çalışmalarımızı sürdürürken ihlasla, samimiyetle ve iyi niyetle çalışmalarımızı yürüttük” dedi.

Arslan, “Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın 5 Aralık 2017 tarihinde taşeron konusunda yaptığı açıklama tarihi bir açıklamadır. Sayın Cumhurbaşkanımızın artık kamu kurumlarında taşeron uygulamasından vazgeçildiğini ilan etmesi ve kamuda çalışan taşeron işçi üyelerimizin kamuda işçi statüsünde çalışacaklarını ilan etmesi kamuda çalışan taşeron işçi üyelerimizi çok mutlu etmiştir. Yerel yönetimlerde de taşeron sisteminden vazgeçilmiş olduğunun açıklanması da çok önemli bir karardır” dedi.

“Yeni taşeron düzenlemesiyle artık kamuda taşeron sisteminden vazgeçilmiş oluyor” diyen Arslan, “Kamuda çalışan taşeron işçi üyelerimiz bu güne kadar olduğu gibi bundan sonrada kendilerine verilen görevleri en iyi şekilde yerine getireceklerdir. Bu görevlerini yerine getirirken kamu işçisi olmanın moral ve motivasyonu ile çalışmaya devam edeceklerdir. Bu yeni dönem kamu hizmetlerinin kalitesinin ve verimliliğinin çok daha yukarılara çıkacağı bir dönem olacaktır” ifadelerine yer verdi.

Açılış konuşmasını gerçekleştiren sendikamızın Genel Başkanı Sayın Baki GÜLBABA konuşmasında ; Konfederasyonumuz Hak-İş sürecin başından beri süreci sahiplenen, destek olan ve bugün elde edilen büyük başarının gerçekleşmesi konusunda üzerine düşeni kendine yakışır bir şekilde yerine getiren bir konfederasyondur. Bu süreçte sendika olarak hep üyelerimizin yanında durduk.  Taşeron sistemine son verilmesi ile kamuda kaliteli hizmetin önü açılmış ve yıllardır sürmekte olan hukuksuzluk son bulmuştur. 696 sayılı KHK ile gelen müjde ile haksızlıkların bitmesi yüzbinlerce emekçinin ve 80 milyon kişi için kazanç anlamına gelmektedir.  Bu bağlamda yüzbinlerce işçiye kadro müjdesini veren Sayın Cumhurbaşkanımıza da sonsuz şükranlarımızı sunuyoruz. “ dedi.

“Kanuna karşı hile olarak gördüğümüz taşeron sisteminin ve taşeron mücadelesi sürecinde yaşananların hafızalardan silinmemesi için tarihe not düşmek istiyorum” diyen Genel Başkanımız Baki GÜLBABA;

Karar verilmişti. Suçluyduk hepimiz. Adımız köle olarak geçmişti kayıtlara.

Yüzümüze söylenmediği için suçumuzun ne olduğunu bilmiyorduk. Ancak bunun bir önemi yoktu. Önemli olan ve bizden istenen köleliği kabullenmemizdi.

Çok çalışalım, daha daha çok çalışalım ve karşılık beklemeyelim isteniyordu.

Aslında çok çalışıyorduk. Her denileni yapıyorduk. Buna rağmen bize “ağzını açma, soru sorma, itiraz etme, bir şey isteme başını eğ ve çalış buna mecbursun” diyorlardı. Sen kölesin, dışarıda senin gibi daha birçok köle var, bu yüzden verilene razı ol yoksa ondan da olursun diyorlardı. Dahası sen yoksun, işin de yalan sende yalansın diyorlardı. Fırtınalar kopsa da içimizde susuyorduk.

Üzerimizde öylesine ağır bir baskı, öylesine aşağılık bir ayrımcılık, öylesine kahrolası bir mobbing oluşturmuşlardı ki kimyamız bozulmuştu. Var mıydık yok muyduk insan mıydık robot muyduk biz de bilmiyorduk.

Emeğimiz, eğitimimiz, mesaimiz, her şeye rağmen tebessüm eden yüzümüz, sorumluluk duygusuyla dolu yüreğimiz yok sayılıyordu. Unutulmuştuk. Unutmuşlardı insan olduğumuzu. Unutmuşlardı  anne, baba, yurttaş olduğumuzu. Bizi onuruyla, emeğiyle, üreten, çalışan insanlar olarak görmek yerine, maliyet nesnesi görüyordu protez akıl taşıyan bürokrat yığını.

Ne insan olduğumuzun bir kıymeti vardı ne de emeğimizin bir değeri. Söze gelince insan en şerefli varlık, emek en yüce değerdi ama bu bizim için bir anlam ifade etmiyordu. Çünkü galiba biz insan değildik.

Hayatı rakam ve makam sananlar köle gömleği giydirmişti bize. Duygu ve düşünce dünyasını matematiğe kaptıranların oyuncağı olmuştuk.

Bırakın sahip çıkmayı, yüzümüzü dahi görmek istemiyordu varlığını bize borçlu olanlar. Hayatı zehir etmişti bize, bir öğünleri bir ayımız olanlar. Acıydı ama öyleydi.

Devlete çalışıyorduk ama şirket elemanı işlemi görüyorduk. Adımıza meclisten yasa çıkmıştı ama uygulanamıyordu. Kamu hizmeti veriyor, kurumun işini yapıyor, ancak taşeron sayılıyorduk.

Patronlara hoş görünme adına işe aerobik yaptıran akademik ünvanlı cambazların mağduruyduk. Emek sömürüsünü ekonomik büyüme sayan, parayı insana tercih eden sistemin ezilenleriydik.

Sırf taşerona alan açmak için uydurulan asıl iş - yardımcı iş yalanına kurban etmişlerdi bizi. Heba olmuştu yıllarımız, heder olmuştu emeğimiz, kurumuştu alın terimiz, yoksundu çocuklarımız.

Trilyonluk ihaleler yapılırken sus pus olan, ancak sıra işçinin üç kuruşluk alacağına geldiğinde aslan kesilen, bunlara kadro verirseniz hiç birini çalıştıramayız diye raporlar hazırlayan bürokrasinin mağdurlarıydık.

Artık belli olmuştur ki iş karşılığı kölelik demek olan bu uygulamayı sürdürmek büyük vebaldir. Geçim sıkıntısı çeken insanlar üzerinden para kazanmak kimseye hayır getirmez.

Hizmet alımı ihalelerine ücreti asgari ücret olarak yazanlar insanı imha ederek neyi ihya ettiklerini hiç düşündüler mi acaba?

Emeğiyle ekonomiyi büyüten, duruşuyla demokrasiyi yaşatan, işini yapan, “Vatan sana canım feda” diyen bu insanları taşeron çalışanı etiketiyle adeta lanetli ilan edenler, unutmasınlar ki iki elimiz hep yakalarında olacak burada da ötede de.

Taşeron çalışanlarını maliyet hesabının bir küsuratı gibi görmek, ona kasa çıktısı muamelesi yapmak suçtur. Eğitimli, nitelikli ve başarılı bu insanları ya ek iş yapmak ya da aç kalmak zorunda bırakmak suçtur.

Aynı işi yaptığımız hatta daha fazla çalıştığımız kadrolularla aramızdaki maaş farkının sebebini kimse açıklayamıyor.

Tüm kamu çalışanları yılda 112 gün tutarında ikramiye alırken bizim komik maaşımıza sadece 10 günlük ikramiyeyi kimse açıklayamıyor.

Tüm kamu çalışanları toplu iş sözleşmesini kendi kurumuyla yaparken bizim YHK dan gelen sözleşmeye mecbur edilişimizi kimse açıklayamıyor.

Döner sermayeden payımıza düşenin bize niye verilmediğini, emeklilerin bile aldığı banka promosyonunu bizim neden alamadığımızı kimse açıklayamıyor.

Konfederasyonumuz Hak-İş in bu konuda ortaya koyduğu sorumlu tavrın ve çözüm önerilerinin hala karşılık bulamamış olması sadece çalışanlar açısından değil ülkemiz için de büyük bir kayıptır.

Sendika ve çalışanlar olarak devletimize ve milletimize yönelen iç ve dış her türlü kahpeliğe karşı hep hükümetimizin yanında olduk olmaya da devam edeceğiz. Bu bizim varlık sebebimiz.

Kim kime uşaklık ederse etsin, kim kiminle kirli ilişki kurarsa kursun, hangi karanlık odalarda ne tür kahpe senaryolar yazılırsa yazılsın hiç kimse milletimizi bölemeyecek, vatanımızı parçalayamayacak.

Ne küresel sermayenin sınır tanımaz azgınlığı ne çok uluslu şirketlerin ahlaksızlığı ne şu odak ne bu bela ne de hain ihanetleri bizi yolumuzdan döndüremeyecek.

Milletimiz 15 Temmuz 2016 tarihinde hainlere iç ve dış düşmanlara canıyla, 16 Nisan 2017 tarihinde de oyuyla yeni Türkiye’yi kurarak cevabını verdi.

Türkiye artık eski Türkiye değil. Bu ülkede bundan böyle ne vesayet odaklarının ne de sermaye baronlarının dediği olmayacak.

Öz Büro-İş Sendikası Başkanlar Kurulu olarak diyoruz ki ömrünü ülkesine, milletine ve insanlığa adamış Sayın Cumhurbaşkanımızın taşeron sorununun çözümü noktasında gerekli müdahaleyi yapacağına yürekten inanıyoruz.

Yüzbinlerce taşeron çalışanı ve milyonlarca aile bireyi Sayın Cumhurbaşkanımızdan gelecek müjdeyi bekliyoruz.

Başkanlar Kurulumuz Konfederasyonumuz Genel Başkanı Sayın Mahmut ARSLAN'a emek mücadelesine verdiği değerli katkıları için teşekkür plaketi takdim etti.